Yapılan hiçbir değişiklik, o köylülerin hayatını da ölümünü de değiştirmedi.
Niye yaptık peki biz onca şeyi, kimin için yaptık?
O köylerde yaşamayanlar için.
Yapmasaydık o köylüler için ne değişecekti?
Hiçbir şey.
Bugün yeryüzünün hiçbir doğru dürüst ülkesinde insanlar 6 ölçeğindeki bir depremde ölmezler.
Burada niye ölüyorlar peki?
Cihan imparatorlukları kurmuşuz, cumhuriyetler ilan etmişiz, Atatürk'ün ilke ve inkılâplarını kabul etmişiz, şapka giymişiz, darbe yapmışız, çağdaş olmuşuz ama köylüler kerpiç evlerde sabah vakti yıkıntıların altında ölüyorlar.
Ben yeniyetmeyken mahalle çocuklarının çok sevdiği galiz bir laf vardı, dayanamayacağım söyleyeceğim, “bana faydası olmayan kilisenin papazını öpeyim,” alın imparatorluğunuzu, cumhuriyetinizi, laikliğinizi, ilke ve inkılâplarınızı, şapkanızı, darbenizi, ne isterseniz ondan yapın.
Bunlarının hiçbirinin o köylülere bir faydası yok, olmamış, olmayacak.
Onların hayatını bunların hiçbiri kurtarmaz, onların hayatlarını, buralarda aydın geçinenlerin bile bir tür “fantezi” sandıkları “demokrasi” kurtarır ancak.
“Önce cumhuriyet”, “önce laiklik”, “önce vatan” diye bağıranlar, “demokrasi gelirse ne olacak, memleket bölünecek” diyenler, gidin şimdi bunları Elazığ köylülerinin parçalanmış bedenlerine anlatın.
Demokrasi, insanın her şeyden daha önemli ve kutsal olması anlamına gelir, demokrasi olsaydı, Meclis lojmanlarına, orduevlerine, memur kamplarına, Atatürk heykellerine harcadığınız parayı Elazığ köylerine harcamak zorunda kalırdınız, kerpiç evlerin içinde sabaha karşı yıkılan duvarların altında ezilerek ölmezlerdi.
Asfalt yolları, sağlam evleri, çiçekli bahçeleri olurdu.
Keyfinizce yağmalayıp paylaştığınız paraların, silahlara savurduğunuz paraların, gösterişe harcadığınız paraların hesabını size sorarlardı demokrasi olsaydı, “burada bu derme çatma kerpiç evler dururken o paraları nereye harcıyorsun” diye sorarlardı.
Ama köydeki çobanla siz bir değilsiniz tabii, para sizin, keyif sizin, iktidar sizin, gösteriş sizin, eğlence sizin, babalanma sizin, efendilik sizin, kerpiç evlerle ölüm de zavallı çobanın.
Demokrasi, “çobanla profesörün oyunun eşit” olması değildir, demokrasi, çobanla siyasetçinin, paşanın, profesörün, şehirlinin “hayatının eşit” olmasıdır, aslında istemediğiniz bu, değil mi?
Sizin hayatlarınız, şaşaanız, debdebeniz, köylülerin hayatından besleniyor.
Onun için istemiyorsunuz demokrasiyi, onun için istemiyorsunuz eşitliği.
İmparatorluk yaptınız, meşrutiyet yaptınız, cumhuriyet yaptınız, laiklik yaptınız, inkılâp yaptınız, darbe yaptınız.
İnsan bilgili olunca meşhur olur. Bilgisiz yaşarsa bütün güzelliğini kaybeder. saygılarımla Sencer..........
melih54 / 19.03.2010 18:15
Son söz: Dünya üzerinde herhangi bir yerde insanların zorla zekat veya bir başka dinsel yardım vermelerini şart koşamaz veya bunu sağlayamazsın bu olsa olsa bir temenni olur fakat adil ve uygun bir meblağda olduğu müdettçe devletin vergi salma ve bunu şart koşma hakkı vardır lakin en nihayetinde bir ülkenin refahı net üretimine bağlıdır, ürettiğinden daha çok tüketen bir ülke fakirleşir ve nihayetinde batar. Cari açık vermeyen bir ülkede ikinci aşama bu üretilen değerin adil paylaşımıdır ve müslümanların vereceği zekatlar bu aşamada gelir dağılımı adaletini sağlamada işe yarayabilir. Yani cari açık veren bir ülke herkesin zekatını vermesi ile zenginleşmez...Olaylara bu şekilde makro ölçekten ve rasyonel yaklaşırsanız çözüm bulabilirsiniz..
Sencer / 18.03.2010 15:10
senaryo2: memlekette hiç müslüman yok, insanlar yokluk ve sefaletten ölmek durumunda mı?
sonuç:maddi sorunlara manevi çözümler önermenin anlamsızlığını umarım anlatabilmişimdir. Bir insan müslüman veya hristiyan olabilir hatta ateist dahi olabilir lakin maddi dünyaya ait problemleri maddi dünyanın kuralları ile çözebilirsin bunun dinle imanla pek alakası yoktur. Bir insanın dini inanışı,onu yorumlayış şekline bağlı olarak dünyevi problemlerin çözümünde kendisine katkı sağlayabileceği gibi hiç katkı sağlamayabilir veya tam tersine problemin çözümünü zorlaştırabilir bile. Ettiğin laf ile konunun alakasını hala kuramamış olmana rağmen açtığın konuda düşünmene yardımcı olabileceği zannıyla bunları yazdım, umarım herkesin işine yarar...
Sencer / 18.03.2010 14:56
hala bu memlekette herkes müslüman olmak zorunda kabulunden hareket ediyorsun ve hala alaka kurulabilmiş değil ve memleketin bu durumda olmasının bir nedeni de bu..Fikir cimnastiği yapasın diye sana bir senaryo: memleket ingiliz sömürgesi ve herkes müslüman, herkes ancak karnını zor doyuruyor, zekat düşen pek az kişinin zekatı da ancak bir buzak belki doyurur. yukarıda saydıklarının yapılması ile bu durumu ne kadar engelleyebilirsin. engelleyemezsin. Felsefe yapıyormuş gibi yapıp belli meclislerde konuşulanları "yahu acep bu hakkaten doğru mudur diye sorgulamadan doğru imiş gibi satmaya çalışmayalım lütfen.not : Alakayı hala kurabilmiş değilsiniz, kuracağınıza da pek inanamıyorum zaten..sadece kelalaka durumuna dikkat çekmek istedim. syg
Sencer / 18.03.2010 14:36
bu memlekette herkes adam gibi vergi verse adam gibi zekat verse kerpiç ev kalmaz fakir olmaz işte bu SENCER,,,,,,,,,,ARKADAŞIM İŞT ALAKA,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
melih54 / 18.03.2010 12:50
Bir de oflu hoca fıkrası var buna göre" sen tam benim keyfime göre bir hocaymışsın" diyor.. şimdi kim susacak, kim hayır kim şer söylüyor, melih arkadaşım, ne alaka????
Sencer / 18.03.2010 09:43
Her kim ALLAH,A ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin yahut sussun, Hadis, i şerif
melih54 / 17.03.2010 18:23
şunu da ekleyeyim eskiden betonarme mi vardı?Tabii kaynakların elverdiği yerlerde kaya binalar yapılırdı ve bunların örnekleri günümüze kadar gelebilmiştir, diğer malzemelerden yapılanlar ise zamanın etkilerine teslim olmuş veya zorbela ayakta. Günümüzde ise kanun nizam yapı denetimi imar izni diye şeyler var ve bunlara uygun ev yapma önünde halkın önündeki en büyük engel maddiyat. O yüzden herşeyden cumhuriyet karşıtlığı çıkaracağınıza halkı nasıl mamur ve zengin hale getiririz(sadece tanıdıkları değil) bunun hesabını yapmak lazım. Şunu da ekleyeyim o yere göğe sığdırılamayan osmanlı malesef anadoluya pek az çivi çakmıştır, anadolunun imarında en büyük paya selçuklu devleti sahiptir...
Sencer / 16.03.2010 15:32
Ahmet efendi liberalite konusunda aşmış bir isim. İki taraf istiyorsa ana ile çocuk arasında bile cinsel ilişki olabilir normaldir diyor, vatan dediğin nedir ki vatan denen şeyi bir çift kadın memesine satarım diyor lakin bu aralar vatan kurtaran arkadaşlarca bu maaşlı vatan kurtarıcı!nın yazdıkları pek bir rağbet görüyor. Esasen bir ana ile evladı hakkaten bunu yapmak istiyorlarsa onları kimse durduramaz(Necip Fazılın dediği gibi) "toplumun gözüne sokmadan isteyen istediği herzeyi yer ve bizim dinimizde fener alayıyla ev basmak yoktur." Bunu dinci(din satan manasında) arkadaşlar da anlayıp kendi doğrularını herkesin kabul etmesi gereken doğrular gibi herkese empoze etmedikleri zaman herşey çok güzel olacak...
www.akyazihaber.com yalnızca internet üzerinden yayın yapmaktadır.
2006 - 2010 tüm hakları saklıdır. Yazılı izin olmaksızın yeniden yayımı suç teşkil eder.
Yılbim Bilişim Teknolojileri ve İnternet Hizmetleri